13 Aralık 2022 Salı

13ü

 Günlük

Bu sayfayı akşamın erken saatlerinde açtım. Aklıma gelen birkaç şeyi yazmayı düşünüyorum. İlerleyen saatlerde de aklıma gelenleri yine ekleme yaparım tam buraya. Parmağımla gösteriyorum bak tam bu noktaya. 

Dün ufak bir mesajlaşmadan sonra bugün bazı şeyleri söyledim. Psikologa gidiyormuş. Umarım tekrar eskisi gibi iyi hissetmeye başlar.  Ne kadar sinirlenirsem sinirleneyim kinlenirsem kinleneyim onun iyi olmasını istiyorum hep. Bazen bu halime bakıp salaklaşma diyorum ama yapamıyorum işte ona karşı kötü ve sert davranamıyorum. 

Bazen mesaj atıp Yavuz'un Eylül'e sorduğu gibi neden beni sevmedin diye sorasım geliyor ama bunaltıp moralini bozup modunu düşürmek istemediğim için sormuyorum. Önüme bakmam gerektiğinin farkındayım ama buralarda oyalanmak bile o var diye hoşuma gidiyor. 

Bütün gün aralıksız konuştuğumuz günler aklıma geldi de içimden ne güzel bir ömür geçer bu kızla demiştim. Hemen hemen her konuda birbirimize bir şeyler katabiliyorduk ve en önemlisi de çok eğleniyorduk. Galiba ben o özlemi arıyorum. Yine saatlerce konuşabilmek, gülmekten yanaklarımıza ağrılar girinceye kadar espriler yapıp kahkahalar atmak.... Biliyorum artık her şey için çok geç. Artık sadece bir hayalden öteye geçemeyecek düşünceler ve anılar. Bazen keşke bu kadar tanımasaydım kendisini diyorum. Çünkü onu tanıdıktan sonra başka kimse ile bu kadar uyumlu muhabbetim olmadı. Evet insanlarla genel olarak uyumluyumdur çok isyankar değilimdir ama onunla aramızdaki uyum farklıydı be. 

Neyse ufak bir mola vereyim de su almak için dışarıya çıkayım hem de biraz hava almış olurum. Fiziksel aktivite kendimi toparlamak için önemliydi. Bunu unutmamam lazım. Son 2-3 gündür bayağı tembellik yaptım.

11 Aralık 2022 Pazar

Taslakta kalmasın.

Yıllar geçti. Bazı yaralarım geçmedi. 

Uzun zamandır buraya bir şeyler yazmıyordum karalamıyordum. Karalayacak bir şeyim yoktu pek. Şimdi aklıma geldi ve yazmak istedim. Çok daraldım çünkü. İnanılmaz yorgunum. Hastaydım zaten bir süredir. Yeni yeni kendime gelmeye başladım bugünlerde. 10 dakika uzaklıktaki markete gidip gelirken bile yorgunluktan dinlemek için bir yer arıyordum. Şimdi ise birkaç güne sabah sporuna başlamayı düşünüyorum. Hem havalar da ısınıyor biraz spor yapmış olurum.

Daraldım çünkü bir sürü şey anlatmak istiyorum. Haykırmak istiyorum fakat bunu ne kadar istesem de bir işe yaramayacağını bildiğim için susuyorum ve asıl beni yoran ve zorlayan şey bu. Sessiz sakin bir insan oldum hep. O yüzden de etrafımı, çevremi izleyip analiz ederdim. Yıllarca bu şekilde analiz edince artık neyin ne olduğunu anlamak benim için pek de zor olmamaya başladı. 

Az önce aklıma takılan bir şeye bakmak için eski mesajları okuyordum. Ona karşı ne kadar sinirli olsam da bazı kısımları okurken yine gülmekten kendimi alıkoyamadım. Bu kadar iyi anlaşırken bu ayrılık nedendir çözemiyorum. Aslında geçmiş mesajları okurken onun yazdığı bir cümle açıklıyor durumu. Kişinin kendine bile söyleyemediği şeyler vardır demiş. 

.....

Yukarıdaki kısım taslak olarak kalmış. Kalmasın diye yollayayım dedim. Yine çok dolmuşum demek ki o zamanlar da =))


Edit: 28 Mart 2022 tarihinden kalmış.

Yürüyüş esintileri

 Aslında günlük gibi tam yazmaya başlamıştım ki yine arada bıraktım. Kendimi biraz daha iyi ve mutlu hissetmeye başladığımı fark etmiştim. Bazen yine modum çok fazla düşüyor fakat bir şekilde kendimi toparlıyorum. Mesela bugün kafama yorganı çekip uyumak istedim öğleden sonra fakat bu şekilde daha fazla zaman öldürmemem gerektiğini düşündüm ve biraz spor yapıp şarkı açıp manyak gibi dans ettim. Arada yapıyorum güzel neşe veren şarkı açıp dans edip moralimi düzeltmeye çalışıyorum. 

Bu sefer yazacağım yazı da günlük gibi olmayacak aslında. Çünkü hem dün için çok geç hem de bugün için erken sayılır. Biraz yürüyüş yaptığımda kendimle konuştum çokça. Keşke yürüyüş yaparken aklıma gelenlerin hepsini not edebilseydim dedim. Çok güzel düşünceler ve fikirler geliyor genelde. Sonrasına acaba yürürken sesli mi düşünsem dedim ki tam o anda sağlam bir rüzgar esti. İleride yine dönüp bu yazdıklarımı okuyabilirim fakat rüzgar sesi efektiyle kendi konuşmamı pek dinleyeceğimi sanmıyorum. Hoş ne zamandır buraya yazdıklarımı da okumuyorum. En son nelerden bahsettiğimi bile hatırlamıyorum. Kafam o derece karışık galiba. 

Dün Leyla ile Mecnun'un son bölümünü özledim. Bayağı duygusaldı. Hatta onun beni mecnun'a benzetmesinden sonra daha dikkatli izleyince gerçekten de benzediğimi fark ettim. Hem mutlu anlarında hem de duygusal anlarında tam olarak mecnun gibi hareket ediyormuşum. O yüzden galiba artık daha çok etkilemeye başladı bu dizi beni. 

Yine kendime itiraf etmekte bile zorlandığım şeyleri yazamıyorum buraya. Çok düşünüyorum yazarken. Dalıp dalıp uzaklara gidiyorum. Yürürken düşündüm. Çokça şey düşündüm. Kendime de sorular sordum. Beni çok kötü bir şekilde kırdı çünkü. Bir yanım aynı şekilde kırılmasını istiyorken diğer yanım yine kıyamıyorum ve mutlu olmasını istiyor. Canım çok yanıyor. Kendimi eziyormuşum gibi geliyor. Özellikle ona karşı kendimi çok güçsüz hissediyorum. Bıraksalar tüm dünyaya karşı durabilirmişim gibi hissederken onun karşısında çelimsiz ve zayıf hissediyorum kendimi. Bütün bu zayıf duygulardan kurtulmaya çalışsam da şu ana kadar pek başaramadım. 

Tüm dünyaya karşı durabilirmişim gibi hissediyorum dedim de aklıma yaman kelimesinin anlamını bilmediğim zamanlar geldi. Bir keresinde bakkaldaki abi ile sohbet ederken bana çok yaman birisisin demişti. Sonrasına yine köyde çok da samimi olmadığım bir abi aynısını söylemişti yaman birisisin diye. İlk duyduğumda nasıl yani diye düşünmüştüm sözlüğü açıp bakmıştım hatta kötü bir şey mi diye ama güçlü etkili anlamında kullanılıyormuş. Hatta bunu sonradan oynadığım bir oyunda da fark ettim. Oyunda kimin ismini versem o ismi asıyorlardı. Yani diyeceğim o ki dışarıda herkese karşı güçlü durabilirken ona karşı duramıyorum. Durmak istediğim de oluyor ama yin yang'taki gibi ne kadar katı ve sert durmaya çalışırsam çalışayım içimdeki o zayıf nokta ona denk geliyor...


Az önce mesaj attı. Söyleyemedim onun beni kötü etkilediğini. Kötü etkilediği derken de yaptığı şeyden olumsuz etkilendiğimi diyorum yani yoksa varlığı her zaman mutlu etti beni. Çok garip geliyor. Bu kadar iyi anlaşıp bu şekilde olmamız. Bazen benim de sınavım buymuş demek ki deyip kendimi işin içinden sıyırıyorum bir boşvermişliğe doğru süzileyirum. Konuşurken şive yapınca burada da yapasım geldi nedensizce. 


Gidip 1-2 liste vardı yazmam gereke onları yazayım bari burayı bırakıp. Bir de bir danışanım çok fazla arayıp soru soruyor. Psikologmuşum gibi destek vermemi bekliyor galiba ek olarak. 

Bu yazıya da erken başladım araya liste vs girdi yazıp yollamadım. Aslında böyle kalınca ve düşününce gün içinde bu şekilde sayfayı açık tutup aklıma geldikçe yazı da yazabilirim. Akşam yollarım hepsini topluca. Hatta yolladıktan sonra da okuyup tekrar değerlendirme yaparım kendimce. Yine mükemmel bir yol buldum. Şu problem çözme yeteneğim harcanıp gidiyor da neyse. 


Bir de buraya dahi yazmayacağım bir sırrım var gibi şimdilik. İleride yazarım elbet. 

13 Temmuz 2020 Pazartesi

Mutlu Bir Son

Şu anda bu satırları yazıyorum çünkü içimdeki döküp rahatlamam gerekiyor. İnanılmaz bir şekilde bunaldığım bir dönemdeyim. Çok şükür işlerim yavaş yavaş açılmaya başlıyor fakat aşk hayatım tepetaklak gidiyor. Hala aynı kızın peşinde koşturup duruyorum. Ama buna da bir son veriyorum. Mutlu bir son yazdım fakat şu anda hiç mutlu değilim.
Çok iyi anlaşıyorduk. Mizah anlayışımız o kadar uyumluydu ki. Hayatımda hiç kimse ile bu kadar denk geldiğimi hatırlamıyorum. Belki aynı gezegenin tozundan değildik fakat aynı dili konuşan yerlerden geldiğimize eminim. Bunu görmek istememesi ve sürekli arkadaş olarak görmesi açıkçası beni yormaya başladı. Bu arkadaşlık zaten bitecek. Madem bitecek bu şekilde bitsin diyorum. En azından canım şimdi yanacak. Çünkü bu durum bozulmadığı sürece ben yine başka birisini görmeyeceğim. O ise başkaları ile muhabbet ettikçe kıskanacağım. Sürekli arkadaşlığımız zarar görecek. Bu şekilde tamamen bağı koparmak daha iyi olacaktır diye düşündüm. Belki çok saçma fakat yine ona bağlıyken bir anda gitmesini kaldırabilecek takatim kalmadı. Hayatımda çoğu hissi ve duyguyu onunla yaşadım. Bir daha bu şekilde yaşar mıyım hiçbir bilgim yok. Açıkçası 28 yaşıma geldim ve bu zamana kadar hiç bu şekilde hissetmemiştim ve böyle  birisi ile karşılaşmamıştım. Belki huylarımı farklıydı fakat birbirimizi çok güzel tamamlıyorduk. Ortak düşler, ortak zevkler, ortak hobiler.... Belki arkadaş olarak kalabilsem çok güzel anlaşabilirdik fakat bunu başaramadım. Böyle hissettiğim birisine karşı kayıtsız kalamazdım.
Öncesinde hiç bu şekilde hissettiğimi hatırlamıyorum açıkçası. Birilerinden hoşlanmış olsan bile bu şekilde bir uyumum yoktu. Bir ara beni bırakıp gittiğinde de 1-2 kişi ile konuşur gibi oldum fakat hiçbirisi tırnağı bile olamayacak kapasitedeydi. O yüzden bu saatten sonra hiçbir umudum. Allah'ıma bu konuda da kırgınım. Bu kadar iyi anlaşabileceğim, uyumlu olduğum birisiyle kesişen ortak bir kader çizmediği için. Çok da bir şey istememiştim aslında. Şu anda Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku filminde çalan bir soundtrack çalmaya başladı. İnanılmaz doldum. İçimi dökmek de yetmemeye başlıyor artık. Ne yapacağım konusunda hiçbir bilgim yok.

22 Nisan 2020 Çarşamba

Yazılmayanlar

Başlık yazılmayanlar, sebebi ise ona yazacaklarımı yazmamaya karar verdiğim için buraya ara sıra ekleyip biraz biriktikten sonra yayınlamak olacak.

Dizi izliyorum bu aralar. Açıkçası CNBC-e'de zamanında arada denk geldiğim için biraz izlemiştim fakat oturup hikayesini düzenli şekilde izlememiştim. Hatta onunla tekrar konuşmaya başladığımızda arkadaşça konuşup ortak dizi izleyelim demiştik. Sonrasında yine kendisi ekmişti beni. Genelde yapıyor bunu maalesef.
Neyse dizide gördüğüm bazı şeyleri onunla çok benzer şekilde yaşamış olmamız garip geliyor.
Örneğin az önceki bölümde Ted ile Robin iddiaya giriyordu. Biz de arada bu şekilde iddiaya giriyorduk. Düşününce sanki birlikte olsak onlar gibi mutlu olabiliriz diye düşündüm.


Şimdiki bölümde ise Lily ile Marshall'ın araları bozuktu ve Lily'ye kardeş gibiyiz dedi. Bunun üstüne Lily sinirlenip vurgu yapıp gitti. Arkadaşça konuşmaya başladığımızda benzer lafları etmiştim. Hatta başta karşılıklı edip gülüyorduk eğleniyorduk bayağı. Arada o diyordu arada ben diyordum. Fakat belli bir zamandan sonra benim söylediklerime gülmek yerine biraz daha sert bir tavırla karşılık vermeye başladı. Şaşırıp sinirlendiğini hissettirdi.
Demek istediğim dizideki ilişkilerin evrelerine benzer şeyler yaşıyoruz fakat aramızda hiçbir şey olmaması gerçekten ilginç geliyor.
Neyse ben diziye devam edeyim. Muhtemelen o da oyun oynadığımı falan düşünüyordur.
Dün zaten oyundaki arkadaşımı sordu. Bu aralar pek denk gelip oynamadığım için aynıdır herhalde dedim fakat inanmadı. Oysa haftada 2 gün 1-2 saat oynuyoruzdur en fazla. Mesela dün denk gelsek bile beraber oynamadık. Yani oyunu kısa süren bir moddu hatta üzerinden de bayağı zaman geçmişti bekleyebilirdim fakat beklememiştim. Fakat gel de bunu ona anlat işte. Şüpheciliği beni yoruyor galiba. Zeki olması hoşuma gidiyor fakat aşırı olumsuz şüpheleri de yormuyor diyemem.
Bir de bazen böyle arada olumsuz yorum yapıyorum da kimse kusursuz değil yani ben yine de bunlara rağmen onunla konuşmayı vakit geçirmeyi seviyorum açıkçası. Her neyse diziye gidiyorum dedim gidemedim. Bayağı canım sıkılmış konuşmak istemişim belli ki. Sırf konuşmak için bir daha ilginç gereksiz programlar, uygulamalar yüklememek için burası gayet güzel bir yer. Kimsenin bilmediği kimsenin okumadığı rahat rahat içimi döktüğüm bir yer.


Çıkmaz bir sokaktayım

Başlığı şu anda dinlediğim Can Bonomo'nun şarkısından yazdım.
Çok doluyum fakat bir türlü anlatamıyorum. Çok fazla şey birikiyor içimde. Çok ufak şeylerden mutlu olabilen bir insanken bu şekilde kafamın dolu olması beni endişelendiriyor. Bu durumu kaldırmakta zorlanacağımı düşünüyorum o yüzden de.

Malum kişi yine aynı şeyi yaptığı için uzun süredir kendi kendime bile yazmayı bırakmıştım. Bu aralar ara sıra yazışıyoruz fakat fırsatını bulsam konuşup tamamen bağlarımı koparacağım.

Gece saat 04.49. Yazlıktayım. Sağlık durumum fiziksel olarak iyi fakat ruhsal olarak yorgunluk var.
Özellikle bazı konular hakkında uzun uzun birisiyle konuşup o kişiyi hayatımdan çıkarmak beni ciddi anlamda rahatlatabilirdi. Aslında yazarak her şeyi anlatmayı düşündüm fakat 2 önemli sebep buna engel oldu.
Birincisi; gece uzun bir şekilde eski konulardan yazı yazıp gönderince genelde bunalıyor ve puffflayıp benim manyak olduğumu düşünüyor. Öyle birisi olmadığımı bildiğimden dolayı ve yanlış çıkarım yapmasını istemediğim için yazmıyorum.
İkincisi ise yine benzer bir şekilde o yazıyı okuma ses tonu ve ruh halimi tam bilemeyeceği ve kendimi tam anlamıyla yansıtamayacağım için çok farklı anlayabilecek ve eminim benim karakterimle alakası olmayan bir şekilde benzetme yapacak. Şu anda konuşacak olsam gayet dik ve net bir şekilde konuşabilirim fakat yazınca muhtemelen ağlamaya yakın ve ona bağımlı kalmış birisi gibi bir izlenimle okuyacaktır. O yüzden konuşmadan yazmayı düşünmüyorum.

Yaptıklarına karşı cidden kırgınım. Kendime ise kızgınım. Galiba beni de bu kendime olan kızgınlığı yoruyor. Nasıl bir daha aynı şeylere inandım. Hani bir daha kanmayacak kadar akıllıydım? Hani kimse ikinci bir şansı aslında hak etmezdi ve niye ona ikinci bir şans verdin konuşmak için? Bütün bunları kendime soruyorum ve cevap veremiyorum. Mantığımın dışına çıktığım için kendime kızgınım.
Neyse yavaş yavaş uyumaya gideceğim zaten. Yanda da artık Jehan Barbur çalmaya başladı. Geleceği düşünürken bazen araba ile uzun bir yolculuk esnasında çalacak şarkıları düşünüyorum. Şarkı zevkinin benimki ile aynı olan birisini düşünüyorum. Bu zamana kadar açıkçası o kişi olabileceğini sanıyordum fakat artık tamamen onun olmayacağını anladım.
Aslında beni bir kere bile sevmemişti gerçekten. Eğer bir gram bile sevgisi olsa bu şekilde davranmazdı. Benim hatamdı. O yüzden ona kızgınlığım yok. Fakat benim bu halimi bilmesine rağmen bunları yapması kırdı. Onu hiçbir zaman affetmeyeceğim şekilde kırgınım.

İyi geceler günlük.

16 Şubat 2020 Pazar

Araştırma Merakı

Günlük

Bu aralar kendimi biraz araştırma işlerine kaptırdım galiba. Sürekli bir şeyleri araştırıp bir düzen oturtmaya çalışıyorum. Zaten araştırmayı biraz fazla seviyorum. Ufak bir araştırmanın sonucunda tarayıcımda 10larca sekme olabiliyor. Arada biraz aylaklık yapıp uyuduğum oldu gün içinde. Fakat akşam yine kaldığım yerden devam ettim. Bir işi yaparken başkalarının bilmeyeceği, görmeyeceği bir şey dahi olsa onu bile sağlam bir şekilde yapmak için uğraşıyorum. Bu ya işimi sevdiğimden kaynaklanıyor ya da işime ve kendime saygımdan.
Her neyse internette yine aylak aylak dolaştığım zamanlar oldu bugün. Galiba çabuk agresifleşebiliyorum bazı günlerde. Gereksiz ama çok saçma bir şeye sinirlendim. Twitter'da sürekli komik olmayan ama komikmiş gibi yazılan kelime yüzünden sosyal medyaya bakmaz oldum. En son okkalı bir küfürle o kelimeyi yazanlara tweet atacaktım fakat vazgeçtim. Gereksiz sinirlendiğimi düşündüm bu konuda. Böyle durumlarda internetten uzaklaşmak en mantıklısı oluyor.
Akşamdan sonra ise zaten her şey ters gitmeye başladı nedenini anlamadığım bir şekilde. O da haklıydı. Ben de haklıydım. Farklı konularda haklıydık fakat.

Bu noktaya kadar forumda yazmıştım fakat şimdi sildim hepsini.

Onun haklı olduğu konu oyundan tanıdığım arkadaşım ileydi. Evet ilgimi çekmişti o kız fakat onun dediği gibi görmüyordum. Bugün yaptığı paylaşımlardan sonra zaten noktayı koymuştum fakat daha da vurgulamış oldum kafamda. Kesinlikle duygusal boşluktu. S. yine haklıydı. 

Benim haklı olduğum nokta ise onun son zamanlarda değişen tavrıydı. Şuna eminim artık. Kafası bir süre karıştı ve benimle eğlendikten sonra kendisini terapi ettikten sonra yine ona döndü. 
Zaten sık konuşmuyordu fakat son birkaç konuşmamızda bana karşı bazı şeyleri savunur gibi oldu. Bugün de Dc profilinde yazdığı yazıyı gördüm. Benim yazdıklarıma hiç tepki vermeden yine kendi kafasına göre takılıyor bu arada. Her neyse profilindeki yazıyı google'a yazınca fark ettim ki Ali Lidar'ın bir yazısıymış. Ali Lidar'ı da ben çok paylaşmaya başlayınca okuyup paylaşıyordu. Neyse yine konuyu dağıtıyorum sürekli. Daha sonra yazının içeriğini okuduğumda ağır bir özlem konusu olduğunu gördüm. 
Sadece o profildeki cümle hoşuna gittiği için yazmadı bence. Bir gönderme yapmaya çalıştı karşı tarafa. 
Benim için her şey bitti. Muhtemelen buraya da pek bir şey yazmam daha da. Hoş yazmaya da bayağı ara vermiştim. 
Bazı insanlar gerçekten değer bilmiyor. Ben yıllarımı verdim. Bundan pişman mıyım? Aslında bu son olaya kadar değildim fakat bu farkındalıktan sonra evet pişman oldum diyebilirim. Hiçbir zaman yaptıklarımı gözüne sokmadım. 2 ay değil 2 yıl bekledim fakat bunu yazmadım. Kalbini kırdığım için sabah işim olmasına rağmen sabaha kadar uyuyamadığımı söyleyip şov yapmadım. Ona sırf onun için vazgeçişlerimden bahsetmedim. Hiçbir zaman o varken başka birisini istememiştim. Fakat bunları gözüne sokmadığım için hiçbir zaman değerli olmadım belki de piç olmadığım içindir. Gidip önüme gelen karı kıza laf atsam değer veriyormuş gibi gösterseydim kalbini kazanabilirdim fakat o şekilde kazanmak istemem.

Neyse işte artık kendi yoluma bakma zamanı geldi. Evet onunla konuşmak ve beraber zaman geçirmek harikaydı. Fakat böyle bir durumda kendime olan saygımdan dolayı daha fazla konuşmasam daha iyi olacak. Muhtemelen bir süre yazmayacak belki de uzun bir süre. Eğer konuşursak da tartışıp konuşmayı keseceğimizi tahmin ediyorum. Çünkü cidden salak gibi hissetmeye başladım artık.