13 Temmuz 2020 Pazartesi

Mutlu Bir Son

Şu anda bu satırları yazıyorum çünkü içimdeki döküp rahatlamam gerekiyor. İnanılmaz bir şekilde bunaldığım bir dönemdeyim. Çok şükür işlerim yavaş yavaş açılmaya başlıyor fakat aşk hayatım tepetaklak gidiyor. Hala aynı kızın peşinde koşturup duruyorum. Ama buna da bir son veriyorum. Mutlu bir son yazdım fakat şu anda hiç mutlu değilim.
Çok iyi anlaşıyorduk. Mizah anlayışımız o kadar uyumluydu ki. Hayatımda hiç kimse ile bu kadar denk geldiğimi hatırlamıyorum. Belki aynı gezegenin tozundan değildik fakat aynı dili konuşan yerlerden geldiğimize eminim. Bunu görmek istememesi ve sürekli arkadaş olarak görmesi açıkçası beni yormaya başladı. Bu arkadaşlık zaten bitecek. Madem bitecek bu şekilde bitsin diyorum. En azından canım şimdi yanacak. Çünkü bu durum bozulmadığı sürece ben yine başka birisini görmeyeceğim. O ise başkaları ile muhabbet ettikçe kıskanacağım. Sürekli arkadaşlığımız zarar görecek. Bu şekilde tamamen bağı koparmak daha iyi olacaktır diye düşündüm. Belki çok saçma fakat yine ona bağlıyken bir anda gitmesini kaldırabilecek takatim kalmadı. Hayatımda çoğu hissi ve duyguyu onunla yaşadım. Bir daha bu şekilde yaşar mıyım hiçbir bilgim yok. Açıkçası 28 yaşıma geldim ve bu zamana kadar hiç bu şekilde hissetmemiştim ve böyle  birisi ile karşılaşmamıştım. Belki huylarımı farklıydı fakat birbirimizi çok güzel tamamlıyorduk. Ortak düşler, ortak zevkler, ortak hobiler.... Belki arkadaş olarak kalabilsem çok güzel anlaşabilirdik fakat bunu başaramadım. Böyle hissettiğim birisine karşı kayıtsız kalamazdım.
Öncesinde hiç bu şekilde hissettiğimi hatırlamıyorum açıkçası. Birilerinden hoşlanmış olsan bile bu şekilde bir uyumum yoktu. Bir ara beni bırakıp gittiğinde de 1-2 kişi ile konuşur gibi oldum fakat hiçbirisi tırnağı bile olamayacak kapasitedeydi. O yüzden bu saatten sonra hiçbir umudum. Allah'ıma bu konuda da kırgınım. Bu kadar iyi anlaşabileceğim, uyumlu olduğum birisiyle kesişen ortak bir kader çizmediği için. Çok da bir şey istememiştim aslında. Şu anda Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku filminde çalan bir soundtrack çalmaya başladı. İnanılmaz doldum. İçimi dökmek de yetmemeye başlıyor artık. Ne yapacağım konusunda hiçbir bilgim yok.

22 Nisan 2020 Çarşamba

Yazılmayanlar

Başlık yazılmayanlar, sebebi ise ona yazacaklarımı yazmamaya karar verdiğim için buraya ara sıra ekleyip biraz biriktikten sonra yayınlamak olacak.

Dizi izliyorum bu aralar. Açıkçası CNBC-e'de zamanında arada denk geldiğim için biraz izlemiştim fakat oturup hikayesini düzenli şekilde izlememiştim. Hatta onunla tekrar konuşmaya başladığımızda arkadaşça konuşup ortak dizi izleyelim demiştik. Sonrasında yine kendisi ekmişti beni. Genelde yapıyor bunu maalesef.
Neyse dizide gördüğüm bazı şeyleri onunla çok benzer şekilde yaşamış olmamız garip geliyor.
Örneğin az önceki bölümde Ted ile Robin iddiaya giriyordu. Biz de arada bu şekilde iddiaya giriyorduk. Düşününce sanki birlikte olsak onlar gibi mutlu olabiliriz diye düşündüm.


Şimdiki bölümde ise Lily ile Marshall'ın araları bozuktu ve Lily'ye kardeş gibiyiz dedi. Bunun üstüne Lily sinirlenip vurgu yapıp gitti. Arkadaşça konuşmaya başladığımızda benzer lafları etmiştim. Hatta başta karşılıklı edip gülüyorduk eğleniyorduk bayağı. Arada o diyordu arada ben diyordum. Fakat belli bir zamandan sonra benim söylediklerime gülmek yerine biraz daha sert bir tavırla karşılık vermeye başladı. Şaşırıp sinirlendiğini hissettirdi.
Demek istediğim dizideki ilişkilerin evrelerine benzer şeyler yaşıyoruz fakat aramızda hiçbir şey olmaması gerçekten ilginç geliyor.
Neyse ben diziye devam edeyim. Muhtemelen o da oyun oynadığımı falan düşünüyordur.
Dün zaten oyundaki arkadaşımı sordu. Bu aralar pek denk gelip oynamadığım için aynıdır herhalde dedim fakat inanmadı. Oysa haftada 2 gün 1-2 saat oynuyoruzdur en fazla. Mesela dün denk gelsek bile beraber oynamadık. Yani oyunu kısa süren bir moddu hatta üzerinden de bayağı zaman geçmişti bekleyebilirdim fakat beklememiştim. Fakat gel de bunu ona anlat işte. Şüpheciliği beni yoruyor galiba. Zeki olması hoşuma gidiyor fakat aşırı olumsuz şüpheleri de yormuyor diyemem.
Bir de bazen böyle arada olumsuz yorum yapıyorum da kimse kusursuz değil yani ben yine de bunlara rağmen onunla konuşmayı vakit geçirmeyi seviyorum açıkçası. Her neyse diziye gidiyorum dedim gidemedim. Bayağı canım sıkılmış konuşmak istemişim belli ki. Sırf konuşmak için bir daha ilginç gereksiz programlar, uygulamalar yüklememek için burası gayet güzel bir yer. Kimsenin bilmediği kimsenin okumadığı rahat rahat içimi döktüğüm bir yer.


Çıkmaz bir sokaktayım

Başlığı şu anda dinlediğim Can Bonomo'nun şarkısından yazdım.
Çok doluyum fakat bir türlü anlatamıyorum. Çok fazla şey birikiyor içimde. Çok ufak şeylerden mutlu olabilen bir insanken bu şekilde kafamın dolu olması beni endişelendiriyor. Bu durumu kaldırmakta zorlanacağımı düşünüyorum o yüzden de.

Malum kişi yine aynı şeyi yaptığı için uzun süredir kendi kendime bile yazmayı bırakmıştım. Bu aralar ara sıra yazışıyoruz fakat fırsatını bulsam konuşup tamamen bağlarımı koparacağım.

Gece saat 04.49. Yazlıktayım. Sağlık durumum fiziksel olarak iyi fakat ruhsal olarak yorgunluk var.
Özellikle bazı konular hakkında uzun uzun birisiyle konuşup o kişiyi hayatımdan çıkarmak beni ciddi anlamda rahatlatabilirdi. Aslında yazarak her şeyi anlatmayı düşündüm fakat 2 önemli sebep buna engel oldu.
Birincisi; gece uzun bir şekilde eski konulardan yazı yazıp gönderince genelde bunalıyor ve puffflayıp benim manyak olduğumu düşünüyor. Öyle birisi olmadığımı bildiğimden dolayı ve yanlış çıkarım yapmasını istemediğim için yazmıyorum.
İkincisi ise yine benzer bir şekilde o yazıyı okuma ses tonu ve ruh halimi tam bilemeyeceği ve kendimi tam anlamıyla yansıtamayacağım için çok farklı anlayabilecek ve eminim benim karakterimle alakası olmayan bir şekilde benzetme yapacak. Şu anda konuşacak olsam gayet dik ve net bir şekilde konuşabilirim fakat yazınca muhtemelen ağlamaya yakın ve ona bağımlı kalmış birisi gibi bir izlenimle okuyacaktır. O yüzden konuşmadan yazmayı düşünmüyorum.

Yaptıklarına karşı cidden kırgınım. Kendime ise kızgınım. Galiba beni de bu kendime olan kızgınlığı yoruyor. Nasıl bir daha aynı şeylere inandım. Hani bir daha kanmayacak kadar akıllıydım? Hani kimse ikinci bir şansı aslında hak etmezdi ve niye ona ikinci bir şans verdin konuşmak için? Bütün bunları kendime soruyorum ve cevap veremiyorum. Mantığımın dışına çıktığım için kendime kızgınım.
Neyse yavaş yavaş uyumaya gideceğim zaten. Yanda da artık Jehan Barbur çalmaya başladı. Geleceği düşünürken bazen araba ile uzun bir yolculuk esnasında çalacak şarkıları düşünüyorum. Şarkı zevkinin benimki ile aynı olan birisini düşünüyorum. Bu zamana kadar açıkçası o kişi olabileceğini sanıyordum fakat artık tamamen onun olmayacağını anladım.
Aslında beni bir kere bile sevmemişti gerçekten. Eğer bir gram bile sevgisi olsa bu şekilde davranmazdı. Benim hatamdı. O yüzden ona kızgınlığım yok. Fakat benim bu halimi bilmesine rağmen bunları yapması kırdı. Onu hiçbir zaman affetmeyeceğim şekilde kırgınım.

İyi geceler günlük.

16 Şubat 2020 Pazar

Araştırma Merakı

Günlük

Bu aralar kendimi biraz araştırma işlerine kaptırdım galiba. Sürekli bir şeyleri araştırıp bir düzen oturtmaya çalışıyorum. Zaten araştırmayı biraz fazla seviyorum. Ufak bir araştırmanın sonucunda tarayıcımda 10larca sekme olabiliyor. Arada biraz aylaklık yapıp uyuduğum oldu gün içinde. Fakat akşam yine kaldığım yerden devam ettim. Bir işi yaparken başkalarının bilmeyeceği, görmeyeceği bir şey dahi olsa onu bile sağlam bir şekilde yapmak için uğraşıyorum. Bu ya işimi sevdiğimden kaynaklanıyor ya da işime ve kendime saygımdan.
Her neyse internette yine aylak aylak dolaştığım zamanlar oldu bugün. Galiba çabuk agresifleşebiliyorum bazı günlerde. Gereksiz ama çok saçma bir şeye sinirlendim. Twitter'da sürekli komik olmayan ama komikmiş gibi yazılan kelime yüzünden sosyal medyaya bakmaz oldum. En son okkalı bir küfürle o kelimeyi yazanlara tweet atacaktım fakat vazgeçtim. Gereksiz sinirlendiğimi düşündüm bu konuda. Böyle durumlarda internetten uzaklaşmak en mantıklısı oluyor.
Akşamdan sonra ise zaten her şey ters gitmeye başladı nedenini anlamadığım bir şekilde. O da haklıydı. Ben de haklıydım. Farklı konularda haklıydık fakat.

Bu noktaya kadar forumda yazmıştım fakat şimdi sildim hepsini.

Onun haklı olduğu konu oyundan tanıdığım arkadaşım ileydi. Evet ilgimi çekmişti o kız fakat onun dediği gibi görmüyordum. Bugün yaptığı paylaşımlardan sonra zaten noktayı koymuştum fakat daha da vurgulamış oldum kafamda. Kesinlikle duygusal boşluktu. S. yine haklıydı. 

Benim haklı olduğum nokta ise onun son zamanlarda değişen tavrıydı. Şuna eminim artık. Kafası bir süre karıştı ve benimle eğlendikten sonra kendisini terapi ettikten sonra yine ona döndü. 
Zaten sık konuşmuyordu fakat son birkaç konuşmamızda bana karşı bazı şeyleri savunur gibi oldu. Bugün de Dc profilinde yazdığı yazıyı gördüm. Benim yazdıklarıma hiç tepki vermeden yine kendi kafasına göre takılıyor bu arada. Her neyse profilindeki yazıyı google'a yazınca fark ettim ki Ali Lidar'ın bir yazısıymış. Ali Lidar'ı da ben çok paylaşmaya başlayınca okuyup paylaşıyordu. Neyse yine konuyu dağıtıyorum sürekli. Daha sonra yazının içeriğini okuduğumda ağır bir özlem konusu olduğunu gördüm. 
Sadece o profildeki cümle hoşuna gittiği için yazmadı bence. Bir gönderme yapmaya çalıştı karşı tarafa. 
Benim için her şey bitti. Muhtemelen buraya da pek bir şey yazmam daha da. Hoş yazmaya da bayağı ara vermiştim. 
Bazı insanlar gerçekten değer bilmiyor. Ben yıllarımı verdim. Bundan pişman mıyım? Aslında bu son olaya kadar değildim fakat bu farkındalıktan sonra evet pişman oldum diyebilirim. Hiçbir zaman yaptıklarımı gözüne sokmadım. 2 ay değil 2 yıl bekledim fakat bunu yazmadım. Kalbini kırdığım için sabah işim olmasına rağmen sabaha kadar uyuyamadığımı söyleyip şov yapmadım. Ona sırf onun için vazgeçişlerimden bahsetmedim. Hiçbir zaman o varken başka birisini istememiştim. Fakat bunları gözüne sokmadığım için hiçbir zaman değerli olmadım belki de piç olmadığım içindir. Gidip önüme gelen karı kıza laf atsam değer veriyormuş gibi gösterseydim kalbini kazanabilirdim fakat o şekilde kazanmak istemem.

Neyse işte artık kendi yoluma bakma zamanı geldi. Evet onunla konuşmak ve beraber zaman geçirmek harikaydı. Fakat böyle bir durumda kendime olan saygımdan dolayı daha fazla konuşmasam daha iyi olacak. Muhtemelen bir süre yazmayacak belki de uzun bir süre. Eğer konuşursak da tartışıp konuşmayı keseceğimizi tahmin ediyorum. Çünkü cidden salak gibi hissetmeye başladım artık. 

28 Ocak 2020 Salı

Konu yok

Boğuluyorum. Düşüncelerimin içinden çıkamıyorum. Kafamda inanılmaz yoğunluk var. Saçlarımın dökülmemiş olsa bu yüzden dökülebilirdi bile.

Çok önemli olacak bir karar vereceğim ve hangi kararı vereceğimi dahi bilmiyorum. Eğer bir iş olursa sıfırdan bir yerden başlamış olacağım. Konfor alanım bozulmuş olacak ve bu düşünce garip geliyor. Yeni bir ev, yeni bir yatak, yeni bir düzen, yeni bir hayat. Kafam allak bullak durumda. Ne yapacağımı bilmiyorum. Çok fazla baskı hissediyorum.

Bütün bu düşüncelerin içinde boğulurken aklıma o geliyor. Hastayım o yüzden pek giremiyorum demişti. Fakat ara sıra girmesine rağmen yine bir şeyler yazmıyor. En son dün yazdı fakat yine ortalıkta pek gözükmüyor. Bazen iyice dinlenmesi gerekiyor tabii ki diyorum kendi kendime fakat en son konuşmada yeni  hobiler edindiğinden bahsedince aslında benimle pek de konuşmak istemediğini düşünmeye başladım. Çünkü konuşmak isteyen insan bir şekilde konuşur.
Askerdeyken telefonum bozulduğunda sırf ona cevap yazabilmek için yeni edindiğim arkadaşlarımdan telefonu istiyordum. En son gidip yeni bir telefon almıştım o durumda. Geceleri herkesten az uyur olmuştum. Onunla konuşmak moral kaynağı oluyordu resmen. Yani demek istediğim yazmak konuşmak istese yazardı zaten. Kötü düşünmek istemiyorum ama aynı şeyi yaptığını düşünmeye başladım. Tamam ben her saniye bana yazsın benimle ilgilensin demiyorum ama bu kadar da vurdumduymazlık normal değil bence. Bir kez daha aynı şekilde duygularım üzerinden şaka yaptım deyip aynı yerden kırmasına dayanacağımı sanmıyorum. Çok yoruldum.
Bu düşünce kafamı kurcalıyor fena şekilde.

Galiba bütün bu düşüncelerimin içinde istediğim şey İstanbul'daki işin olması ve orada çalışırken akşamları eve döndüğümde oturup ps4'ümde Tsubasa oynamak. Bu kadar aşk ve iş düşünmek istemiyorum artık. Basit bir hayatım olsun istiyorum.
Kafamda daha bir ton soru var. Fakat hiçbirisinin cevabı şu anda verilecek gibi değil.

Bir de mesaj atıp konuşmak istediğimi söyleyip aklımda ne varsa söylemek istiyorum fakat bu konuları pek konuşmadığım için çok zorlanacağımı düşünüyorum. O yüzden şimdilik bu fikri de askıya alıyorum.
Aslında şimdi tekrar düşündüm de konuşsam daha iyi olacak. En azından açık açık tekrar bir şeyler hissettiğimi söyleyip karşılık vermeyecekse uzaklaşmak isteyeyim. Hem böylece boşa beklentiye girmemiş olurum. Bir süre daha o konudaki defteri kapatırım. İş ve düzenli bir hayatım oluncaya kadar yine sap gibi dolaşırım.

Böyle sap gibi dolaşırım deyince de bazen aklıma çapkınlık mı yapsam sorusu geliyor. Daha önce yüklediğim programı yüklesem mi diye düşünüyorum bazen ama sonra gerek yok saçma sapan bir uygulamaydı diyorum. Şimdi yine yazarken düşündüm cidden bana yakışmayan bir uygulama. Kaderim böyleymiş yapacak bir şey yok. Yalnızlığı artık kabullenmeye başladım. MFÖ'nün dediği gibi "Hep yalnızlık var sonunda. Yalnızlık ömür boyu". Bu arada arkada bu şarkı çalıyor. Bunu da dipnot gibi buraya yazayım.

Canım o kadar sıkılıyor ki bir sürü konuya dalıp upuzun bir yazı olmasını istiyorum. Ve bu yazının belli bir ana temasının olmamasını istiyorum.
Mesela şimdi uyku düzensizliğimden bahsederken bir sonraki cümlemde ondan bahsetmek istiyorum.
Aslında çoğu yerde ondan bahsetmek istiyorum.
Bu aralar biraz daha fazla düşünüyorum ve neden acaba diye kendime sormaya başladım. Neden başka birisi değil de ona bu şekilde düşkünlüğüm var?
Kendisini sürekli geliştirmesi ve yeni yeni hobiler edinmeye çalışması çok hoşuma gidiyor galiba. Kendimi görüyorum onda. Benzer şeyleri araştırıyoruz. Benzer şekilde kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Bana bir sürü güzel şey kattı. Önerdiği kitaplar, filmler, diziler, araştırıp yapmak istediği hobiler... bir sürü şey kattı bana. Bu zamana kadar konuştuğum ya da ilgi duyduğum kimsede bu şekilde kendini geliştirme ve yanındakini gelişime itekleme olayı yoktu. İşte farkı burada ortaya çıkıyordu. Tamam ilk ilgimi çekmeye başladığında bunlar yoktu o zamanlar böyle sebepte söyleyemezdim fakat konuştukça bu şekilde bağlamayı başardı beni. Umarım sonunda beraber mutlu bir yaşam süreriz. Ne kadar ümitsiz olsamda.

27 Ocak 2020 Pazartesi

Kafa dağıtmalık

Az önce dizi izliyordum. Bir sahnede bir anda aklıma o geldi. Hasta olduğu için uzun zamandır mesaj atamıyordu. O arada onu ve onsuz geçen zamanda tanıdığım insanları düşünmeye başladım. Neden ona diğerleri gibi davranmamıştım? Ya da daha doğru olacak soruyu sorayım. Neden diğerlerine ona davrandığım gibi davranmadım hiçbir zaman?
Nedenini bilmiyorum fakat şunu çok iyi biliyorum ki. Onunla zaman geçirmek gerçekten eğlenceli. Arada tartışsak da gülsek de onunla konuşmayı seviyorum. Diğer tanıdığım insanlar gibi değil. Kaliteli bir insan olduğunu düşünüyorum.
Mesela en son ilgimi çeken oyundaki arkadaşımı değerlendirecek olursam o da iyi bir insandı fakat daha sonra bazı konularda bir anda argo konuşmaları vs gibi hoşuma gitmeyen şeyler olduğunu fark ettim.
Galiba bu yüzden o eşsizdi ve yıllarca uğraştım kendisi için. Açıkçası başka insanları görünce kesinlikle buna değdiğini düşünüyorum.

Bu zamana kadar hiçbir zaman sırf birisi ile beraber olayım düşüncesinde yaşamadım. Zaten o yüzden de sevgilim olmadı. Her zaman olacaksa istediğim olsun, iyi birisi olsun diye düşündüm. Kötü birisiyle sevgili olup saçma sapan şeylere katlanacağıma tek başıma keyif sürerim dedim. Tek çocuk olarak büyüdüğüm için yalnızlık çekilmez gelmedi birde. Bunun da etkilediğini düşünüyorum.

Her neyse işte. Sadece biraz düşününce onun gibi birisinin kolay kolay yetişmeyeceğini düşündüm. Ve yıllarca peşine olmama rağmen buna değdiğini düşündüğüm için yazmak istedim.

Bir de son olarak dün kardeşim dediğim birisi bir fotoğrafını görünce yandan çok iyi çıkmamış demişti. Oysa ki bana göre her hali çok güzel. Hatta içimden çoğu zaman bu güzelliği bana fazla diyorum. Umarım bunun farkına varmaz =)

22 Ocak 2020 Çarşamba

Karalamaca-2

Canım çok sıkılıyor. Güne biraz neşeli başlamama rağmen giderek modum düştü.
Eskiden böyle değildim. Galiba cevabını biliyorum fakat söylemeye korkuyorum.

Bir bağımlılık gibi. Çikolataya ya da uyuşturucuya olan bağımlılık gibi. Kullanmadığın sürece o bağımlılığı bilmeden mutlusundur. Fakat onları tükettikten sonra daha da mutlu olmuşsundur ve onlar olmadan rahat edemezsin. Çünkü mevcut mutluluğunun üstünü tatmışsındır. Bu da onun gibi. Onunla konuşup muhabbet etmek mevcut durumumu çok yükseltiyordu. Şimdi konuşmayınca eskisi gibi mutlu olamıyorum. Az önce bir oyuna gireyim kafa dağıtayım dedim fakat girdiğim gibi çıktım. Hatta onun rahatsız olduğu arkadaşımı oyunda görmeme rağmen. Oyun oynamak yerine onunla konuşmayı tercih ederim her zaman. Zaten daha önce de söylemiştim sanki bunları. Belki yazmamışımdır. Arada kendi kendime konuşuyorum ve hepsini buraya yazmıyorum sonuçta. Bazen sinirliyken bazen şaşkınken bazen mutluyken. Tamam tamam mutluyken pek yazdığımı söyleyemem. Mutluluğun tadını çıkarıyorum o zamanlarda.

Neden bu şekilde davrandığını anlamıyorum. Kafa karışık gibi geliyor ama konuşmak istese zaten konuşurdu diyorum. Sonuçta uzun bir süre konuşurken sürekli yazıyordu. Az önce aklıma takıldı bir şeyi ararken eski konuşmaların bir kısmına denk geldim ve okudum. Dediği gibi şakaysa ciddi bir şekilde kırgınım fakat konuşmalar o kadar gerçek gibi ki. Belki  ben öyle olmasını istediğim için öyle algılıyorumdur. Tamam bazı yerlerdeki şakaların farkındayım fakat bazı yerleri kanıtlayamasam da yemin edebilirim. Şaka olsa güleceği şeylere sert tepkiler gösterdi ve bunu yaparken de yazı şeklinde yapmadı. Yani şakaysa gülersin konuşurken, telefonu kapatmazsın. Yazarken güldüğünü anlayamazsın inkar edebilir. Neyse ne. Yine bir yerlere takıldım boğuluyorum.

Yazarken şarkı bitmiş onu değiştirip geldim.
Belki okurken ne çalışıyordu diye aklıma gelir. Şuraya da not düşeyim. Az önceki Vera'nın Saklanır Nisan şarkısıydı. Şimdi ise Vega'dan Delinin Yıldızı.
İlk şarkı çok hoşuma gidiyor. Yeni keşfettim fakat sözleri ve tınısı çok hoş. Aklıma o geliyor aynı ve ben şarkısındaki gibi. Bazı şarkılar istemsiz olarak onu hatırlatıyor. Bu güzel bir şey değil. En azından mutlu bir beraberliğimiz olmadığı sürece.
Normalde çok komik olan ve kahkaha atarak güldüğüm şeylere hiç tebessüm etmeden bakıyorum artık. Normalde olsa çok gülerim ama gülemiyorum. Gerçekten yaptığı şeylere kırıldım. Bunu fazla da dile getirmiyorum çünkü artık yoruldum. Zaten diyorum eğer istese olurdu. Ben elimden geleni yaptım çünkü.
Muhtemelen yine uzun bir süre kendime gelemeyeceğim. Arada artık ben de piç takılacağım diyorum fakat sonradan vazgeçiyorum. Onun yerine tamamen içime kapanmayı düşünüyorum. Merak ediyorum acaba arayıp soracak mı? Hiç umudum yok açıkçası ve gün geçtikçe bu umudum tamamen tükeniyor. Galiba mutsuzluğum bundan kaynaklı

21 Ocak 2020 Salı

Ufak Yazı-1

Hiçbir şey istemiyor canım. Sadece işimi kurup sabahtan akşama kadar birilerine diyet listesi yazıp akşam eve gidip oyun oynamak istiyor canım. Ps oyunlarına gömülüp asosyal  bir şekilde ömrümün geri kalanını tüketesim var. Aşk meşk hiç umurumda değil. Hiç kimseyi istemiyorum artık. Hiç kimse sevmeyecek beni biliyorum. Belki zamanında kırdığım kalplerin laneti üzerimdedir. Bilmiyorum ama artık kimseye güvenmiyorum ve kimseyi istemiyorum. En azından oyunun saçmalıklarına sinirlenip oyuna kızarım sonra başka bir oyuna geçerim. İnsanların kalbimi kırmasına, duygularım üzerinden şaka yapmasına izin vermemiş olurum.

20 Ocak 2020 Pazartesi

Düşünceler Dehlizi

Nereden başlasam bilmiyorum fakat içimdekileri dökmem gerektiğine inanıyorum. Bu yazıyı bazı şeyleri öğrendiğimde daha doğrusu kulağıma geldiğinde yazmaya başladım fakat bunları bilmeden önce de bu şekilde düşünüyordum.

Bu aralar oyuna tekrar sarmaya başladım. Arada denk geldikçe arkadaşla oynuyoruz. Bazen geç saatlere kadar oynadığımız oluyor. Bu durumdan şikayetçi değilim fakat ansızın aklıma S. geliyor ve bu oyunu oynamak yerine onunla konuşuyor olsaydım diyorum. Hatta beraber eş zamanlı film izleyip gülüp eğlenseydik diyorum. Fakat sonradan onun gittiği aklıma geliyor.

Bugün duyduğuma göre ciddi şekilde rahatsızlanmış. Yaptığım hareket için üzüldüm. Biraz fazla fevri davrandım silerek kendisini fakat yine de konuşmak için mesaj attım kendisine şimdi. Zaten mesaj atmayı düşünüyordum. Muhtemelen yarın konuşurum diyordum akşam mesaj atarım diyordum. Şimdi mesajı attım. Yani mesaja olumsuz dönüş yapacakmış gibi hissediyorum. Çünkü o da sinirlenince gerçekten kırıcı olabiliyor ve kırıldığını hissettim.
Kafam bu konuda çok karışık. Bazı şeyleri derinlemesine konuşmak istiyorum. Tekrar eskisi gibi onunla beraber kahkaha atmak istiyorum fakat olacakmış gibi de hissetmiyorum hiç. Umarım yanılıyorumdur.

Düşüncelerimin içinde boğuluyorum, kayboluyorum. Umarım elini uzatıp beni buralardan çıkarır. Aslında konuşabilir miyiz?'in altında elini uzatıp beni bu karanlık dehlizden kurtarır mısın yatıyor.

14 Ocak 2020 Salı

İsim Şehir

Sürekli yazıp yazmamak arasında kalıyorum ve sürekli yazmaktan vazgeçiyorum.
Kimsenin okumayacağını en azından tanıdığım kimselerin okumayacağını bilmeme rağmen ya okuyan çıkarsa diye her seferinde vazgeçtim fakat şimdi düşündüm de neden saklıyorum bu kadar duyguyu? Eğer buraya da keşfederlerse diye bir şey yazamayacaksam nereye yazacağım? Gidip dağa taşa mı bağıracağım her şeyi?

Neyse kendim bildiğim için çoğu şeyi burada atlıyorum. Sadece kafamın takıldığı yerleri yazacağım ki belki geri dönüp okuduğumda gözden kaçırdığım yerler de vardır, pek sanmasamda.

Üst üste birkaç mesaj atmıştım aralıklarla. Yoğunum her zaman cevap veremiyorum demişti daha öncesinde o yüzden yine yoğun diye düşündüm fakat bu sefer farklıydı. Yoğun değildi hissetmiştim. 1-2 yıl önce gidişi gibi bir sessizlik vardı. Yani oradaydı fakat ses çıkarmıyordu. Kapıyı çalıyordum fakat içeriden ses gelmemesi için evin içinde parmak uçları ile dolanıyordu. Her neyse bunu hissedince arkadaş listemden çıkardım. Muhtemelen silme sebeplerimden birisi olarak ileride herhangi bir tartışma çıktığında oyundaki kız ile aranda bir şey vardı ondan sildin deyip yine suçlayacak ama yemin edebilirim onunla hiçbir bağlantısı olmadığına. Zaten o kızla da hiçbir zaman bir bağım olmadı. Oyun arkadaşlığından bir tık öteye bile gitmedi bir kere bile.
Bu arada oyundaki arkadaşla konu nasıl buralara geldi onu da anlatayım. Denk gelip oynadıktan sonra yine beraber oynarken bir arkadaşımı oyuna davet ettim. Oyundan sonra kız gidip sen bu kızdan hoşlanıyorsun dedi. Oysa hoşlanmak diye bir şey yoktu. Sadece biraz yardımcı oluyordum ve o da benim gibi arada oyun dışındaki olaylarla ilgilenebiliyordu. Yani savaşıp birinci olma gibi çok ciddi hırsı yoktu benim gibi. Bu ortak yönlerimizden dolayı ortak hareket edebiliyorduk. Arkadaş bu konuda ısrar edince ben de goygoyuna kabul ettim evet dedim. Tabii ki çok fazla ortak yönümüz vardı fakat mantıklı düşündüğümde hiçbir zaman olmayacak bir ikiliydik. O yüzden bu şekilde kalması iyi oldu. Zaten en son S.'ın dediğine denk geldi olay. Arkadaşımı savunmuştum fakat pek de savunulacak yanı kalmamıştı son denk geldiklerimle. Her neyse konu oyun arkadaşım değil. Kendisi bu olayla pek bağlantılı da değil fakat S'ın sürekli onunla ilgili bağlantı kurmasından dolayı konuyu buraya kadar getirdim.

S'ın gidişini hissettim. Fakat ciddi şekilde anlam veremedim. En son mesajında gayet normal konuşuyordu. Hatta espri bile yapmıştı. Daha sonra ne olduysa bir anda konuşmayı bıraktı. Yaptıkları çok garip geldi. Yani arkadaş olmak istemişti. Ben de ona arkadaşlığımı sundum. Başta bu durumdan gayet memnundu. Fakat zamanla arkadaşlığımdan rahatsız oldu. Daha doğrusu arkadaş muamelesi yaptığımda sinirlendiği oldu birkaç kez. Tamam arada şaka yaparak imada falan bulunmuştu. Zaten böyle şeyleri genelde şaka olarak söylediği için pek aldırış etmemiştim fakat bu durumu bayağı sürdürdü ve söylediğim bazı laflara alındı, sinirlendi ve bir anda gittiği oldu. Konuşurken yaptığım şakaya ben gülerken kendisi sinirlenip telefonu kapattı. O an bazı şeyleri daha iyi anladım. Eğer şaka olsaydı buna sinirlenmez aksine gülüp üstüne bir tane daha espri yapabilirdi. Fakat o sinirlenip söylediğim şeyi teyit ettirmek için arkadaşıma bile sordu.
Beraber çok iyi anlaşıyorduk. Açıkçası o güldükçe ben de gülüyordum. Ben güldükçe o da gülüyordu. Beraber film izlerken inanılmaz eğleniyorduk. Mutlu sonlu Türk Filmleri gibiydi.
Fakat ne olduğunu anlamadım. Bir anda sessizleşti ve gitti.

7 Ocak 2020 Salı

Karalamacalar-1

Normalde günlük gibi burayı kullanacaktım fakat bazen hiçbir şey yazasım gelmiyor. Bazen de sürekli bir şeyler zırvalayasım geliyor. O yüzden en iyisi bir kural koymadan burada düşünmeden yazılarımı yazmak.

Nasıl anlatsam ne anlatsam bilemiyorum. İşin aslı her şey yıllar öncesine dayanıyor. Birisini tanıdım. Yaklaşık 2 yıl peşinden koştum diyebilirim aralıklarla da olsa. En son çekip gitti. Giderken de vicdanını rahatlatmak için ufak tefek şeyleri bahane edip sanki buna ben sebep oluyormuşum gibi davranmıştı. Gittikten sonra biraz boşlukta gibi hissetsem de en sonunda geçmişti. Bir daha kendisi ile hiçbir şekilde konuşmayacağım demiştim.
Fakat bir gün forumda mesaj geldiğini gördüm kendisinden. Bir şeyler soruyordu. Soğuk davrandım. Çünkü konuşmak istemiyordum. Kırgındım ve kızgındım. Kısa bir konuşmadan birkaç gün sonra yine mesaj gelmişti. Bu sefer o an mutlu uyandığım için gayet normal şekilde cevap yazmıştım.
Konuşmalar ilerledi. Kendisi sürekli arkadaş olarak gördüğünü ve öyle olmasını istiyordu. Ben de öyle davranıyordu. Bir gram bile yakınlık göstermiyordum. Aksine ters davranıyordum aksi birisi gibi. Kırıcı olduğumu bile söylemişti. İçimde kalan kızgınlığın yan etkisiydi bunlar. Daha sonra düşündüm ve bu şekilde olmayacağına karar verip normal arkadaş gibi davranmaya devam ettim bu sefer laf sokmuyordum fazla. Arada makarasına bazı şeyler söyleyip dozunu ayarlıyordum.

Fakat bir süre sonra konuşmaya başladıktan sonra tavırları değişmeye başladı. Makarasına söylediğim kankileyto lafına bile alınmaya başlamıştı. Hatta bazı şeylerde sinirlenip 2-3 kez telefonu yüzüme kapattığını hatırlıyorum.

Ardından yine aynı şeyleri hissetmeye başladım. Tekrar soğuk davranmaya başladı ve bir anda bir şeyleri bahane edip suçu bana atarmış gibi yapıp uzaklaştı.

Geçen gün arkadaş listemden sildim. Çünkü yine aynı şeyi yaşadığını ve bana yaşatacağını biliyorum. En azından bu sefer tecrübeliyim. Ama şunu bir kez daha gördüm ki bir kez yapan ikincisini de yapıyor. Fakat bırakıp gittiği kişinin ikinci kez yapmayacağını düşünmesi kötü. Bazı şeylerin düzeleceğine inanacak kadar masum. Galiba bu pozitifliği ve neşesiydi beni çeken.

Ayrıca ona karşı birisini de abartmıştım. Buna başlarda gülerken alınmazken son zamanlarda çok sert tepkiler vermeye başlamıştı.
Kendisi geçmişte arada bir şeyler hissettiğini söylese de o zamanlar inkar ediyordu. Yine bir şeyler hissetti fakat en son inkar etti.

Bir gün mutlu uyanıp o güne denk gelen mesaj bir sürü şeye sebep oldu. Bazı şeyler bizim elimizde değilmiş. Yapmayacağım dediğin şeyi öyle bir şartlarda sunuyor ki hayat, yapıyorsun. Benim için bir mutlu uyanmak buna sebep olurken başkasına çok daha fazla şart gerekiyor olabilir tabii.

Ve ben bütün bunlara rağmen hala ayakta durup daha fazlasını yapacağım ve döndüğü gün gerçekten daha da güçlü bir pantolon görecek =)